Pay-ı Taht'ta İdim, İşte Sergüzeştim

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 7 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Evvel emirde şu meseleyi vuzûha kavuşturayım azîz kârîlerim.

Hangisi diyeceksiniz. Evvelki tefrika olunan makalemizde Nihat Genç kardeşim, Ahmet Hakan kardeşime “üst yetkiliyi” sormuş idi. Ve bu konuda müşâhede ettik ki, Ahmet Hakan Kardeşim “üst yetkiliyi” vuzûha kavuşturmadı. İş bendenize düştü. Açıklamak bu fakire nasîb oldu. Eh ben de söz verdim “üst yetkili”nin nâmını vuzûha kavuşturmaya. İşte açıklıyorum: “Üst Yetkili” büyük üstâd “ Lâ Edrî”dir.

Lâ Edrî, ehl-i keşfdir ve dahi ehl-i irfândır. Nice istihbarâtî malûmâta vâkıftır ve nice muharrir kendisine danışır. Lâ Edrî üstâdı ilme’l-yakîn tanımak isteyen kârîlerimin İskender Pala Bey’e mürâcaatları tavsiye olunur.

Nihat Genç kardeşim de dahil.

Benim Memleketim Bu Fikirsizliği Hak Etmiyor…

İmdi gelelim asıl meseleye..

Efendim bu hafta sonu pây-i tahta seyr ü sefer eyledim.

Kadîm dostlarla hasret gidermek, memleket meseleleri üzerine fikir teâtîsinde bulunmak idi maksadımız. Maksadımız da hâsıl oldu. Cümle pây-i tahtta mukim muharrirûn ile edebiyat ve sanat mahfillerinde sohbet-i yârân olduk. Bu seyahatime dair sergüzeştimi sizlere arz etmek isterim.

Çok kıymetli bir hukuk ehli ile hukukumuz ve ehl-i hukuk üzerine hoş sohbet ettik. Kelâm-ı kibâr cinsinden ehl-i hukuk ile ilgili söyledikleri pek manidâr olduğu üzre sizlere aynen takdim ediyorum.

Müdde-i umûmî eşhasın cümlesini evvelden bilir idik. Mütekaddimîn olanları ile de tanış idik. Mütekaddimîn yine bir ehl-i zevk idi. Ehl-i hamiyyet idi. Ehl-i idrak, ehl-i feraset idi. Acı suyu, tatlı sudan tefrîk edecek bir kuvve-i hayâliyyesi var idi. Şimdiki müdde-i umûmî tâifesi fersah fersah gerilerde kalmış efendim. Hicâb duyuyorum bu hallerinden. Ayni ile vâkidir, tecrübe ile sabittir. Hukukun müteâl tefekküründen ve felsefe-i kadîminden bî-haber hukuk ehlimiz derûnumuzda nice yaralar açmakta. Tarih-i medeniyetimizde boynumuzu eğmekte, bizi mahcûb eylemekteler. Bir fikirsizlik, bir tefekkür noksanlığı mevcut hukuk ehlinde. Bunu müşâhede etmek insanı pek muzdarip kılıyor efendim. Benim memleketim bu fikirsizliği hak etmiyor ya hu, hak etmiyor.

Neyse efendim sözü uzatmayalım.

Kadîm şuarânın kavlince has bir kelam edelim.”

“Nice bin elfâz ile mânâ harc idersin ey kadı

Var utan kim Hak münezzehdir bu ak ü karadan

Şu beyte vâkıf oldunuz mu azîz kârilerim.

Nerede şimdi böyle şiir söyleyebilecek hukuk ehlimiz.

Pek kıymetli Hüseyin Hatemi hocamızı burada anmaz isek vefasızlık etmiş oluruz.

Bir hukuk ehlidir ve dahi şuarâ taifesindendir Hatemi Beyefendi. Allah sayılarını artırsın.

Efendim pây-i tahtta sergüzeştimize devam edeyim müsadenizle…

Ankara şehrimiz bendeniz için gayr-i kâbil-i tahammül bir şehirdir efendim. Her tarafta türlü hey’etler ve heykeller. Mezkur hey’et ve heyâkil arasında nice heykel-i zî-rûh. Yahya Kemal üstâda hak vermemek elde mi? Ankara’nın maalesef bütün güzelliği İstanbul’a dönüşünde.

Lâkin birkaç dost bizi hâlâ bu şehre gelmeye mecbur kılıyor. Nuri Pakdil, Prof. Dr. Ali Birinci, D. Mehmet Doğan, M.Ragıp Karcı.

Efendim burada bir mevzûyu daha izah edeyim müsadenizle. Her şehrin bir âkil, akl-ı selim insanı vardır ki o şehir o mümtaz şahsiyet ve şahsiyetlerle bir mânâ kazanır. Oraya seyahat ettiğiniz vakit şayet o şahsiyetleri ziyaret etmemiş iseniz kendinizi o beldeye gitmiş saymayınız derim. Mesela mahrûsa-i Bursa’ya seyahat etmiş iseniz mutlaka Mahmut Kanık yahut Mustafa Kara ile ünsiyet etmeniz gerekir. Yoksa ben Bursa’ya gittim demeyiniz.  Sivas’a gitmiş iseniz Ahmet Turan Alkan’a uğramadan kendinizi Sivas’a gitmiş saymayınız. İstanbul’a gitmiş iseniz Sezai Karakoç’a uğramadı iseniz yine kendinizi İstanbul’a gitmiş saymayınız. Ankara’daki dostlarımızı yukarıda beyan etmiş idik.

El-hâsıl  şehirler içinde yaşayan ve o şehre anlam katanlarla yahut o şehrin anlam kattıkları ile kâimdirler.

İşte Matbûat Âlemimizin Molla Kasımları

Efendim geçelim diğer mevzûmuz olan matbûat âlemimizin “Molla Kasımları”na.

Fakir henüz konuyu evvelki makalesinde tam olarak vuzûha kavuşturmamış idi.

Bu sebeple bugün evvel emirde bu molla kasımlardan birini sizlere arz eder.

Memleketimizin oldukça münevver, mümtaz, zulmetleri nûra  çevirme vazifesini deruhte eden, haddi zâtında ismi ile müsemmâ, durumdan daima kendine vazife çıkaran “cerîde-i cumhûriyet”. Ben pek severim bâb-ı âlîmizin bu kadîm cerîdesini. Bâb-ı âlîmizin meş’ale-i nûrudur o. Matbûat âlemimizin cümle münevverlerini(!) içinde barındıran bir cerîde-i latîf.

Hele bir zât vardır ki cerîde-i cumhuriyetin münevver muharrirûnundan, hayranım ona;

İlhan Selçuk ağabeyimiz. Matbûatımızda mukim muharrirûnun da İlhan abisidir o.

83 yaşına rağmen hâlâ tahrîr vazifesini sürdürür. Hâlâ memleketimizi aydınlatma vazifesini deruhte eyler.

Lâkin pek muhterem İlhan Selçuk abimizin pek büyük gafları da vardır matbuat aleminde. Cerîde-i cumhuriyette. Bilmem bunlardan bahsetsek bize gücenir mi?

Mesela “Pîr” kelimesini “Pire” olarak okumak şanına erişen İlhan Selcuk ağabeyimizdir.  Kimseye nasîb olmamıştır böyle bir kırâat matbûat âleminde. Daha ne molla kasımlıkları var ki anlatmaya yerimiz musâit değil. Ale’l husus mâzîye ve âtîye dair kerametleri saymakla bitmez bu “cumhuriyet cerîdemizin” ve kâtiplerinin. Size diyeceğim şudur ki; zaman zaman kırâat ediniz memleketimizin bu güzîde muâsır cerîdesini ve münevver muharrirlerini.  Ki hafazan Allah zulmetlere garkolup gidersiniz de yazık olur hayât-ı câvidânınıza azîz kârilerim.

Beyt:

Muharrir Macit sözü eğri büğrü söyleme

Seni sîgaya çeker bir İlhan Selçuk gelir”

***

Havadishaber’e dâir birkaç kelâm….

Azîz karilerim;

Bilmem ne kadar kıraat ediyorsunuz havadishaber cerîdesinin köşe muharirlerini. Her biri oldukça genç havadishaber muharrirlerine ben hayranım efendim.

İddia ediyorum ki  şu an matbûatımızın pek şöhretli cerîdelerinin muharrilerinden fersah fersah öndedir mezkûr muharrir kardeşlerim.

Mesela, Spor mevzûlarında kalem oynatan, pek kıymetli yazılar yazan Mehmet Avcı kardeşim. Hıncal Uluç’a taş çıkartır zannımca.

Kezâlik, Sinan Alkan kardeşim de pek kıymeti hâiz yazılar kaleme almakta ve zevkle kıraat etmekteyim yazılarını.

Aysun Bilge, Mustafa Bâki Efe, Vildan Duman ve Murat Sali kardeşlerim de öyle. Her biri yazılarında üslûp sahibi. Gayet mâhir kalem erbâbı kimseler.

Allah feyzlerini artırsın. Kalemlerine güç kuvvet versin. İstidâtlarını dâim etsin.

60 yıllık ömrümde en sevdiğim kelâm şudur: “söz uçar yazı kalır”.

Genç kardeşlerime ve siz azîz kârilerime âhir-i kelâm olarak diyeceğim de şudur;

SESİNİZİ DEĞİL, SÖZÜNÜZÜ YÜKSELTİN”

Kalın sağlıcakla azîz kârilerim.

 

muharrirmacitefendi@hotmail.com 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (2 posted)

  • Yorumlayan mehmet sali, 24 Mart, 2008 11:02:09
    on gündür göremiyorduk sizleri..hoş geldiniz tekrar.boşlamayın buraları macit efendi..
  • Yorumlayan mustafa, 23 Mart, 2008 18:09:09
    macit efendimiz en sonunda ilhan selçuka da çakmış bulunmaktadır. Onun elinden ilhan selçuku savcı bile kurtaramadı.....

.