Şeyhu’l Muharrirîn Kim?

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 3 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

Esselâmü aleyküm azîz kârîlerim;

Uzun zamandır yazamadım. Zira sağlığım elvermedi yazmaya. İhtiyarlıktan olsa gerek. Allah cümlemize sağlık afiyet versin.

Efendim bugün şeyhu’l muharrirîn konusunda yazmak istedim. Bu konu nerden çıktı demeyiniz. İzah edeceğim.

Evvel 1974’te Burhan Felek’e şeyhu’l muharrirîn ünvanı verildi. Bize de yedirdiler bunu tabi. Bu ünvanı kimin verdiği de malum tabiatıyla. Ahmet Kabaklı’ya da şeyhu’l muharrirîn ünvanı verilmiş idi. Lâkin kim verdi, nasıl verdi meçhuldür.

Sonraları kendilerini bu evsafta gören muharrirler de çıkmadı değil. Recai Güllaptan, İrfan Külyutmaz bunlardan bir kaçı. Zira türkçeleri kıt bu zat-ı sungurların ne yaptıklarını hala fehmeyleyebilmiş değilim. Bienaenaleyh bu mezkur zât-ı sungurlar da şeyhu’l muharrirînlik payesine heves ettiler amma layık olamadılar. Başkaları da heveslenmedi değil bu pâyeye. Çetin Altan, Fehmi Koru, Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök, İlhan Selçuk bu muharrirlerden sadece bir kaçı. Lâkin hiç biri de ulaşamadı.

El’an şeyhu’l muharrirîn ünvanı bugün kimdedir derseniz, efendim bu unvan bendeniz fakirdedir. Layık olma gayretindeyiz.

Bu da hâtıratımdır..

16 sene öncesi Bursa Marmara Ceridesi’nde yazmaya başladığım yıllar.

Hâtırâtınızı mutlaka yazın azîz kârilerim. Tarih mevzûlarında ehl-i keramet olan Prof. Dr. Ali Birinci dostumuz bu konuya pek ehemmiyet verirler ki el’an doğrudur.

İmdi Marmara Ceridesi’nin o zamanki yazdığım nüshalarını arşivimden çıkardım. Şöyle bir baktım. Neler yazmışım neler. Mesela Bursa Mekteb-i İlahiyat’ın müderrislerinden“Ahmet Lütfü Kazancı  niçün Nobel Edebiyat ödülüne aday gösterilmesin” demişim. “Kaynana nâm romanı ki pek meşhurdur” demişim. Ki o günlerde, hevesi kursağında kalan, Yaşar Kemal aday gösterilme gayretinde idi. Lakin seneler geçti, Yaşar Kemal’in de hevesi kalmadı. Nasıl olduysa Türkçe konuşma özürlü hatta bendenize göre yazma özürlü Orhan Pamuk alıverdi bu ödülü. Bu fakiri dinlemediler de A. Lütfü Kazancı’ya vermediler şu ödülü.

O günler de Marmara Ceridesi’nin sahibi el’an Çalışma Bakanı olan Faruk Çelik idi. Az daha mahkemelik oluyorduk o gün bazı ehl-i siyasetle birkaç yazım yüzünden.

Ne günlerdi ya hu!

Bugün kimler kaldı o taifeden ve nerelerdeler kimbilir.

Bir Adem Turan vardı mesela. Şair. Hep “f” diye deli divane dolaşırdı sokaklarda. Markette karıncaları izlerdi. Çizgi Kitabevindeaman doktor, canım doktor.. derdime bir çare” şarkısını söylerdik hep birlikte. Çok severdi o şarkıyı. Ya! 16 yıldır söylemiyoruz o şarkıyı onunla. Bugünlerde yeni bir şiir kitabı daha çıkmış, lâkin elimize ulaşmadı. “Ateşte Yıkanmış Atlar”. Evet kitabın adı bu. İsmi pek güzel, değil mi azîz kârilerim. İçindeki şiirlerinde tıpkı diğer şiir kitapları gibi güzel olduğundan adım gibi eminim. Hayırlı olsun inşallah. Ne zaman gelirler ziyaretimize bilmem. Kimbilir belki de ölünce mezarımıza gelirler. Şimdiden söyleyim fazla aramasınlar mezarlıklarda diye. Vasiyetim olduğu üzre Emir Buhârî Hazretlerinin bulunduğu Emir Sultan kabristanında arasınlar beni. Mahrûsa-i Bursa’da Aşıkların istirâhatgâhı orasıdır bizim itikadımızca.

Neyse efendim sözü uzatmayalım Marmara Ceridesi hâtıratımıza devam edelim.

Ve dostlarımızı da analım birer birer. Hatırlayabildiklerimizi tabi. Mesela Yasin Doğru dostumuz var idi yine o yıllar. Kalendermeşrep bir dost idi. O da ehl-i şuarâdan. Lâkin ehl-i kitap değildir. Yanlış anlaşılmasın efendim yani kendileri onca şiir yazmalarına rağmen henüz bir tek kitabı dahi yoktur. Ona binaen dedim ehl-i kitaptan değildir diye. Kimbilir o nerelerde şimdi. Epey de yaşlanmıştır herhalde. Allah uzun ömürler versin.

Ve diğer dostlar…

Meskeni dağlar olan derviş: Gürbüz Usta. Genouniyen Haydar, Asyalı Bir Ozan: Metin Önal Mengüşoğlu, Şair İhsan Deniz, Uludağ Sevdalısı Müdde-i Umumi Sacit Efendi nâmi ile meşhur Sadettin Sağ…

Kadir Atlansoy, Mustafa Kara, Cahit Çolak, Bilal Kot…

Safiyüddin Erhan Eşrefoğlu’nu unuttun mu

O hiç unutulur mu?!

Eşrefoğlu Rûmî’den bize yadigâr Safiyüddin Efendi hiç unutulur mu?

Bana öyle bir hüzün çöktü ki azîz kârîlerim, burada bitirmek zorundayım.

Hadi bi şarkı ile bitireyim;

“Geçti sevdalarla ömrüm ihtiyâr oldum bugün

Ak pak olmuş saçlarımla bî-karâr oldum bugün

Bir muhabbet neş’esiyle ilkbahâr oldum bugün

Ben huzûrunda yer öptüm tâçdâr oldum bugün”

Kalın sağlıcakla.

muharrirmacitefendi@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (1 posted)

  • Yorumlayan molla kasım, 02 Mayıs, 2008 23:44:03
    Ey yaşlı muharrir amca git sen bunları torunlarına anlat. Bu eşhastan sana kala kala bir nefes kaldı galiba.

.