Leblebi Tozu, Simit, Cevizli Helva, Kader-Kısmet…

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 20 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Şimdiki çocuklar ne yaparlar bileniniz var mı?

Okula giderler. Dershaneye giderler. Ders çalışırlar. Okul etkinliklerine katılırlar. Televizyon izlerler. Oyuncaklarıyla oynarlar. Bilgisayar oynarlar.

Tamam, bunları biliyorum. Başka ne yaparlar?

Sokağı bilirler mi mesela? Ya da sokakta oyun oynamayı? Çelikçomağı, güvercin taklayı, uzun eşşeği, kuyu bilyeyi ya da çamurda çiviyi?..

Yüzük saklamaca oynamışlar mıdır kardeşleriyle hiç? İsim şehir oyununu bilirler mi? Kuzinenin üzerinde nohut, fırınında kabak çekirdeği kavurmuşlar mıdır? Şeftali, kayısı çekirdeği biriktirip satmaya gitmişler midir; ya da evdeki naylon, alüminyum, demir gibi şeyleri?..

Anneleri, ablaları kazak örerken, nakış işlerken radyoda çalan ‘Türkçe sözlü hafif müzik’ ya da ‘Kurt Ajans sunar!’ anonsundan sonra gelen reklamları dinlerken uyuya kalıyor mu çocuklar? Akşam olunca yarım kalan mahalle maçına, sağa sola tekmeler savurarak rüyalarında devam ediyorlar mı?..

Kayısı, dut, erik ya da badem ağacından düşüp, kafası yarılan, kolu incinen; top oynamaktan pantolonunun dizinde yamalar ve dizlerinde eskili yenili yaralar olan çocuk var mı bildiğiniz? Çocuklarınızın kafasında irili ufaklı onlarca yara izi ve her yara izinin çocukça bir hikayesi var mı?..

Çamurda oynar mı zamane çocukları? Çamurdan küçük fırınlar yapıp, içinde yine çamurla şekillendirdikleri küçük ekmekleri pişiren çocuklar yok değil mi? Bu ekmekleri küçük tahta tablalar üzerinde birbirlerine bilye, düdük gibi oyuncaklarla takas yoluyla satanlar da yoktur o zaman?..

Kasabanın deresinde derme çatma oltalarla ya da çuvallarla balık avlamaya çalışan çocuk gördünüz mü yakın zamanda? Ya dereye saldıkları kayıkları yarıştıranları?..

Pazarda limonata; okul önlerinde leblebi tozu, cevizli helva; sokak aralarında simit satan çocuklar nerede? Evdeki oyuncaklarını, bakkaldan aldığı üç-beş ‘yeşil çivril’ sakızı, babasının verdiği anahtarlık ve keratayı kağıtlara yazıp ‘kader-kısmet’ çektirenleri de göremiyorum?..

Boş zamanlarında esnaf ya da zanaatkar olan akrabalarının yanına gidip onlara yardım eden, oyun zamanı çaktırmadan kaytaran afacan veletleri göremeyecek miyiz artık?..

Dolma tekerli, kontra pedallı ikinci el bisikleti olan ve ev işlerinde ailelerine yardım ederek bisiklete binmeyi hak etmeye çalışan çocuk var mı tanıdığınız?..

İkindi sonraları dedeleriyle asmaaltı kahvelerinde ‘paşa çayı’ içmeye gelen çocuk müşterileri var mı şimdiki kahvecilerin?..

Camilerin şadırvanlarında yarım yamalak abdest alan ya da namazın farzına geçmeden önce ‘kamet’ getirmek için yarışan çocuklar görmüyorum hiç. Sahi, cemaate giden kaç çocuk vardır şimdilerde ya da namaz kılan?..

Tatil zamanları boyunlarında mushaf ya da elifba torbaları, başlarında beyaz namaz örtüsü ya da takkelerle hocaya giden minik yürekler de mi yok çevrenizde?..

Bütün bunları yapan kaç çocuk var çevrenizde?..

Ya da şimdiki çocuklar, gerçekten çocuk mu?..

 

muratsali@hotmail.com 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (7 posted)

  • Yorumlayan Kenan Köten, 03 Mayıs, 2008 12:08:16
    Keşke tüm mesele "çağ değişti" ifadesi kadar basit olsaydı..Her yeniliğin,farkettirmeden bir güzelliği alıp götürdüğünü maalesef kavrayamıyoruz ya da kavradığımızda çok geç oluyor..Şimdi televizyonun aile içi sohbeti,sorunları uzun uzun tartışma ve çözüme kavuşturma ortamını,ev içinde faydalı meşguliyetler bulma gereğini baltalamadığını kim iddia edebilir veya faaliyet gösteren türlü türlü fabrikaların çevreyi gittikçe yaşanmaz hale getirdiğini..İnternet sayesinde artık hiç bir öğrencinin ansiklopedi karıştırmadan kopyala yapıştır yaparak hazırladığı ve okuma gereği duymadığı ödevin faydalı olduğu nasıl savunulur.. Hazılamak için tüm bir senemizi verdiğimiz ve adı da "yıllık ödev" olan ödevlerimizin hâlâ aklımızda olduğunu söyleyerek kütüphaneden emanet ve ücretsiz olarak kitap almaya yarayan şimdilerde değişen çağ ile birlikte lüzumsuz hale gelen"kütüphane kartı"ıma bir bakayım yerindemi...
  • Yorumlayan ahmet erdoğan, 25 Nisan, 2008 20:59:51
    murat kardeş nostalji rüzgarları estiriyorsun iyi hoş da, çağ değişti, zaman değişti. Biz babamızdan şanslıydık, çocuklarımız da doğal süreç olarak bizden şanslı olacaklar. Yoksul yıllardı o zamanlar. Çoğu şey yoksulluktan dolayı o tarz yaşanırdı. İyi evlerde oturan, iyi oyuncaklarla oynayan arkadaşlarımız da vardı mesela. Daha o yaşlarda ingilizce dersleri alırlardı. Bu günkü çocuklara üzüleceğimize, biraz da kendimize üzülelim veya hayıflanalım. Siyah önlüğümüzün yakasını beyaz bir bez parçasından yapardı annelerimiz. Çünkü yaka alacak paramız olmazdı. Galiba bugün hoş nostaljiler olarak sıralanan yaşanmışlar, aslında yoksullukların vesikası gibi geliyor bana. Ne dersiniz??? Ha bir de dinini öğrensin diye çocukları yazları kur'an kurslarına gönderirler. çocuklar belki arapçayı tanıyorlar, arapça okumayı öğreniyorlar ancak dinlerini öğrendiklerini sanmıyorum. Karşı değilim, hatta yabancı dil öğreniyor olarak bakarsak olumlu eylemler. Bu konu uzun mevzuu... Yazı yazmak dünyanın en güzel eylemlerinden biridir bence. Yazanlara da eylemci diyebiliriz aslında... Çorbada tuzum olsun misali, kolay gelsin. Devamlarını bekleriz... selamlar...
  • Yorumlayan krizantem, 19 Nisan, 2008 00:26:29
    sevgili kelam sabah, siz kaç yaşındasınız ki, yazarın bunları yazmak için erken davrandığını söylüyorsunuz? yazar 30'lu yaşlarda gösteriyor, anladığım kadarıyla 20-25 yıl öncesini yazıyor. neden erken olsun bunları yazmak için? siz yazarın şimdiki çocukları kötülediğini filan sanıyorsunuz kanımca. ama ben yazarın 20-25 yıl önce yaşanan çocukluklara nostaljik bir selam verdiğini düşünüyorum. zira herkesin yaşadığı çocukluk, kendince güzeldir ve özlenmeyi haketmektedir. çocuklar her devirde güzeldir ve her devrin çocuklukları da bir sonraki devirde özlemle anılacaktır.
  • Yorumlayan DejaVU, 11 Nisan, 2008 23:32:14
    Malesef yok murat. artık çocuklarda büyükler de asosyal.
  • Yorumlayan kelam sabah, 10 Nisan, 2008 15:10:49
    yazdıklarınızı okuyunca sizin 40 küsürlü yaşlarda olduğunuzu düşündüm ama köse olan yüzünüz bana yaşınızın 30 civarı olduğu izlenimini verdi o yüzden bu cümleler için biraz erken değil mi size..Şimdiki çocuklara gelince efendim her devrin güzelliği başka ben şimdiki zamanın kıyısında bir çocuk olmak isterdim...Sizin özendiğiniz çelik çomak yada güvercine takla yerine şimdiki çocukar bilimle iştigal ediyor efendim saygılarımla...

.