Guguk Ötünce Duttan Düdük Yapılır

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 18 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Bir bahar yazısı yazmak gerek şimdilerde.

Zira ağaçlar tomurcuğa durmuş, dallar sürgün sürmekte. Karanlık ve puslu günler yaşayan insanımız da umutlarını yeşertmek, baharla birlikte güzel günlere sürgünler sürmek arzusunda.

Bahar deyince acizane kalemimizden, kuzular, kuşlar, böcekler, çiçekler yerine ömrün baharı denilebilecek çocukluk kokan cümleler dökülecektir.

Hakikaten de ömrün baharı değil midir çocukluk?

Hayata sürgünler verilen dönem değil midir?

Şen şakrak çocuk sesleri, kuş seslerini andırmaz mı?

Çocukların gülen yüzleri, gülen gözleri, tatlı tebessümleri ağaçların çiçek açması gibi değil midir?

Ya da ağlamalarını yumurcakların, dalların yeşermesi olarak görsek yanlış mı yapmış oluruz?

Çocukluktan yetişkinliğe geçişe ise çiçek dökümü desek, alakasız bir laf etmiş olmayız umarım.

Nitekim çocukluk bahardır; çocuklar kuştur, böcektir, çiçektir.

Çayır çimen gezmektir çocukluğu yaşamak.

Hayata sürgün vermek, umutlara çiçek açmaktır.

***

Baharla birlikte kış uykusundan uyanan çocuklar doldurur sokakları. Sokaklar yeşeriverir bir anda, canlanıverir. Yeni dikilen fidana can suyu vermek gibidir baharda çocukları evden dışarı salıvermek.

Bir çocuklardır baharın geldiğini haber veren, bir de guguk kuşları.

Guguk ötünce bilinir ki havalar ısınmaya başlamış, dallar çiçeğe, sürgüne durmuştur. Bilir misiniz, guguk, bir “guuuuuuukkk” diye kesintisiz, bir de “guguguguuuukkk” diye kesik kesik öter. Vardır elbet bir hikmeti.

Guguğun ötmesinin çocuklar için ayrı bir özelliği vardır. Bilirler ki “guguk ötünce, duttan düdük olur.” Düdük zamanının habercisidir bu ötüşler.

Dut ağacının yeni filizleri ve taze yaprakların bulunduğu dalları ipek böceği yetiştiren insanlar tarafından, at arabaları ve eşeklerle taşınır bahçelerden evlere.

At arabasında ya da eşeğin üzerinde yaprakların arasında bir çocuk başı görmek mümkündür her zaman. Ellerinde üç beş tane bir karış uzunluğunda, parmak kalınlığında düdük vardır çocukların. Sırayla öttürür bu düdükleri çocuklar.

Bahçeye sırf düdük yaptırmak için gitmişlerdir. Büyüklerin yemek ya da namaz için işe ara verdikleri, gölgede soluklandıkları bir anda başlarına dikilip, düdüğü yaptırmışlardır.

Bu düdük yapma işi adeta bir ritüeldir. Dut ağacından genç ve ideal uzunlukta dallar kesilir. Bir tarafı dolma kalem ucu şeklinde yontulur. Uç kısmı düzlenir. Uçtan bir parmak kadar aşağıya bir çentik atılır. Dört beş parmak aşağısı çizilir. Bir ağaç kütüğünün üzerine yerleştirilir bu çubuk ve tahta saplı bıçak ya da cep çakısının sapı ile yavaş yavaş vurulmaya başlanır. Üç beş dakikalık bu işlemden sonra iyice dövülen çubuk avuç içi ile kavranır ve burularak kabuğun ağaçtan ayrılması sağlanır. Ağacın uç kısmından çentiğe kadar üflenen havanın geçeceği ve ses çıkaracağı bir kanal açılır. Kabuk tekrardan yerleştirilir yerine ve üflenir. Çıkan sesle çocuğun gözleri ışıldar, yüreği coşar.

İşte yılın ilk düdüğü. İşte guguk kuşunun ünlemelerine karşılık verilecek enstrüman. İşte bahar…

***

Bu düdük yapma ritüeli sırasında, bıçağın çubuğa ritmik vuruşlarına, çocuğun şu tekerlemesi eşlik eder:

Dağlar taşlar kopuşmuş,

Sen de kopuş sen de kopuş.

Guguk ötmüş,

Sen de öt sen de öt.

Baharla birlikte dağların taşların kopuşup canlanmasına, yeşermesine ve guguk kuşunun ötmesine, düdük bahanesiyle bir gönderme yapılır çocuk yüreklerden gelen bu sesle.

***

Baharı bir guguk kuşları haber verir; bir de düdükleriyle onların çağrısına katılan çocuklar…

 

muratsali@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (8 posted)

  • Yorumlayan searcher, 03 Mayıs, 2008 00:43:46
    kuruyan pınarların kaynaklarını tekrar eşeleyip, şırıltıların akıp bir yerlelerde buluştuğu günlere doğru...soğuk kışların şafağında bahara doğru...şırıl şırıl...
  • Yorumlayan antikasım, 29 Nisan, 2008 10:34:15
    ertuğrul bey bilmez onları zipçinin tarihçesini biz biliriz.çakımızı kaybettiğimiz fundalıklar şahittir.guguklar, sakalar, ağaçkakanlar doğal senfoninin uyak ve kafiye tanımaz melodisidir.
  • Yorumlayan saki, 28 Nisan, 2008 23:45:36
    sayın antikasım.mesajınız hem kısmen anti ve dahi ziyadesiyle antika olmuş..okuyunca bayaa güldüm.teşekkürler.de gidim de kısmında kopmuşum zaten..yazar da nerden bulursa böyle antika yazıları..
  • Yorumlayan muhtar yılmaz, 27 Nisan, 2008 23:42:49
    Yazılarını dikkatlice takip edip beyenerek okuyorum.Hepimizin ahh nerde o eski bayramlar,nerde panayırlar,dosluklar,gezmeler,muhabetler dediğimiz olur.Bizi eski günlere götürüp hayal alemine sokuyorsun.Her güzelin bir kusuru bulunur sözünden yola çıkarak eski günlerde yokluk sefalet günleriydi bee...İkicik hatırlatma yapıp başarılarının devamını dileyeyim.1.Duttan düdük yaparken 'kaşıklıkta kaymak var çıkta ye çıkmazsan p.k ye' nakaratı söylenir o arada da kabuğundan ayrılırdı. 2.Bilmem farkındamısın içindeki çocuk sevgisi iyice büyüdü volkan oldu,yufka tiritlerini de yemeye daha var ama..Rast gele
  • Yorumlayan ertugrul duman, 27 Nisan, 2008 01:19:47
    nostaljik adam... harika olmuş.. sayın kasım uyağı farketmemiş sanırım. guguk tan düdük olur zipçi kafiyeye uymuyo ki...:)

.