Bayramlıklarım Yanmasın

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 12 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Ömrün ilk çeyreğinde yaşanan bayramlar da vardır elbet. Hem de ne bayram. Kırk gün kırk gece süren düğünler misalidir çocuklar için bayramlar.

İkindi vakti birkaç lokmayla takviye edilmiş oruçların tutulduğu koca bir ramazan geride bırakılmış; bayram fazlasıyla hak edilmiştir. Ya da Kurban Bayramıdır gelen ve önceden alınmış kurbanlık bayram sabahına kadar çocuk tarafından beslenmiş, sulanmıştır. Yani bayram hak edilmiştir yine.

Birkaç gün önceden bayramlık pantolon, gömlek ve iskarpin pabuçlar alınmış, giymek için bayram sabahı beklenmektedir. Arefe günü akşamı çocuklar için temizlik günüdür. Güzelce yıkanılacak ve her çocuk bir “Arefe Çiçeği” olacaktır. Her ev çiçeklere bezenir o akşam ve kapıdan dışarı adım atmaz bu çiçekler. Erkenden yatarlar yataklarına, bayram rüyaları görüp bayrama geceden başlamak için.

Erken uyanılır sabah. Bayramlıklar giyilir ve bayram namazına gidilir, büyüklerin ellerinden tutarak ve ağır adımlarla yürüyerek. Yolda karşılaşılanlarla selamlaşılır, hasbihal edilir ve ulaşılır camiye. Namaz sonrası kimse çıkmaz camiden ilk bayramlaşmaya katılmak için. Saf tutar cemaat ve herkes sırayla bayramlaşır. Çocuklar da sıradadır ve herkesin elini öperek katılırlar bu güzel merasime.

Camiden çıkınca yine büyüklerin elinden tutarak ama bu kez farklı bir yoldan eve gidilir. Bayram sofrası hazırlamaktadır anneler. Çocuklar daha eve gelmeden su bidonları, testileri hazırlanmıştır ayakkabılıkta. İçeri girmeden bidonları, testileri kapan çocuklar mahallenin tatlı su çeşmesine koşar adım giderler. Bayramlıkları giyince su taşımak gerekir eve. Aksi takdirde bayramlıklar yanar Allah muhafaza. Böyle bilir çocuklar ve sürekli yaptıkları bir işi bu kez daha bir istekli ve daha bir şevkle yaparlar bayramlıkların yanmaması için.

Sudan dönünce çocuklar hazırlanmış olan bayram sofrasına oturulur ve bayrama yakışır bir ruh haliyle, bayrama ulaştıran yaradana şükürler edilerek yenir yiyecekler. En son bayram baklavası gelir ki hele yanında kaymak da varsa, işte doyulmaz bir lezzettir bu.

Sofradan kalkılır ve tüm aile fertleri birer birer bayramlaşır. Evin annesi, evin babasının elini öperek başlar bayramlaşma ve küçükler büyüklerin ellerini öperek devam eder. Bayramlaşmayla birlikte helalleşmeler de yapılır yaşlı gözlerle. Baba tarafından anne dahil herkese bayram harçlıkları verilir.

İşte bu andan itibaren tutamaz hiçbir güç çocukları evde. Çok işleri vardır akşama kadar. Tüm akrabalar dolaşılacak, bayramlaşılacak, harçlıklar toplanacaktır. Dedeler ve nineler ziyaret edilir ilk önce. Daha sonra da amcalar, halalar, dayılar, teyzeler ve uzak yakın tüm akrabalar.

Bayramlaşma faslını bitirip harçlıkları toplayan çocuklar, sadece bayramlarda uğradıkları dükkana giderler çatapat, kızkaçıran, torpil ya da mantar almak için. Her sokakta ellerinde mantar tabancalarını patlatan, kızkaçıranlarla muziplikler yapan, torpillerle yoldan geçenleri korkutan, çatapatlarla çizmedik duvar bırakmayan çocuklar görmek mümkündür bayram günlerinde.

Bayram harçlıklarının bir kısmı bunlara harcanır. Kalanlar ise evdeki diğer kardeşlerle birleştirilir ve saklaması için annelere verilir. İlerde bir gün ya bebek alınacaktır bu parayla, ya alınması uzak bir ihtimal de olsa bisiklet parasının küçük bir kısmını oluşturacaktır, ya da okula başlayacak olan büyük kardeşin okul çantası alınacaktır.

Bayram akşamı dedenin evinde toplanılır. Şehir dışında bulunan amcalar halalar da gelmiştir ve tüm sülale oradadır. Erkekler, kadınlar ve çocuklar için üç ayrı sofra kurulur evde. Zira sülale kalabalık olduğundan tek sofrada yemek mümkün olmamaktadır. Bir karmaşa, bir gürültü alır evin içini ki sanki her şey birbirine karışmıştır. Ağlayan bebeler, yaramazlık yapan çocuklar, onlara bağıran büyükler, sofra telaşında olan kadınlar… Ama güzel günlerdir bunlar. Tüm sülale yılda bir ya da iki kez bu şekilde toplanabilmektedir.

Yemekten sonra dede hariç erkekler kahveye çıkarlar arkadaşlarıyla bayramlaşmak için. Yemek bulaşık telaşını bitiren kadınlar toplanırlar salonda ve koyu bir muhabbet başlar.

Çocukları oyalamak da dedeye düşer. Kimi omzuna çıkar, kimi kucağına oturur, kimi takkesini çıkarıp saçları dökülmüş ve yer yer kelleşmiş kafasıyla oynar. Hiç ses etmez dede ve büyük bir sabırla ve mutlulukla eğlendirir torunlarını. Onlara hikayeler anlatır. Kendi çocukluğundan çobanlık anılarını, gençliğinde köye dadanan ayıyı öldürmek için gittikleri sürek avında, ayıyı görünce, hayvanın azametinden dizlerinin bağının nasıl çözüldüğünü, avcılık anılarını, köyden kasabaya göçtükten sonra çektikleri sıkıntıları anlatır çocuklara. Kimbilir kaçıncı anlatışıdır adamcağızın. Masal dinler gibi dinler dedelerini çocuklar ve bir müddet sonra dedenin dizine başını koyan çocuk uyumaya başlar. Öyle rahattır ki o diz, kuş tüyü yastıklar vermez o rahatlığı ve hiçbir uykuya benzemez o uykunun güzelliği.

Ve bayram rüyalarda devam eder. Tıpkı şimdilerde olduğu gibi. Rüya gibidir yaşananlar ve o rüyanın gereği bazı yerlerde bayram sabahı ellerindeki bidonlarla mahallenin çeşmesine giden koca koca  delikanlılar görülür. Bayramlıkları yanmasın diye…

 

muratsali@hotmail.com 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (7 posted)

  • Yorumlayan i.uysal, 12 Mart, 2008 20:41:46
    yazılarını takip ediyorum.bilmeni isterimki hiç şaşırtmıyorsun beni..yüreğine ve kalemine sağlık..
  • Yorumlayan ali sami durmaz, 12 Mart, 2008 07:14:50
    yüreğinin ve beyninin hep böyle sağlıklı kalması dileğiyle.......
  • Yorumlayan SÜLEYMAN KAVAS, 11 Mart, 2008 22:26:13
    kalemine sağlık nice yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum
  • Yorumlayan yusuf coşkun, 10 Mart, 2008 22:59:49
    senin gözlerinle bakabilmek dünyaya, adam gibi adamların var olduğu bir memleketin en dürüst dimağını evvel tanamak da bir şereftir ve bana aittir. kutlu bir ömrün sebeb-i manasında gizli bir aile güzelliğinin baştacı ettiği bir evlatsın da bu devran seninle döndüğüne hala mutludur. sevgiyle döndür yelkovanları ey ömür. yaşanacak bütün güzelliklere uğra ki muradına eresin. dostum olduğunla onurlandırdın beni. selam ve dua ile...
  • Yorumlayan wiwi, 10 Mart, 2008 15:30:06
    çocukluğumdaki bayramları özledim. bayatlamış şekerleri bozuk paraları yaramazlılarımı bir de biz o bayramların kıymetini iyi bilirdik şimdiki çocuklara her gün bayram vesselam

.