23 Nisan bitti; 24, 25, 26 Nisan'a gelelim!

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 0 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 


23 Nisan törensellikten, resmi dilden, �büyümüş de küçülmüş� bacaksızların yetişkinleri taklit etmesinden kurtulup hakikaten çoçuklaşsa, daha da güzel olacak!

Çocuklara bayram havası, o cıvıl cıvıl neşe çok yakışıyor. Bu kesin!

Gelelim 23 Nisan öncesi ve sonrasının çocuklarımızı ve bizleri doğrudan ilgilendiren kimi sert gerçeklerine!

Hayır! Cumhuriyet�in kuruluşundan beri �her şeyin başı eğitim� deyip durmamıza karşın eğitim-öğretimde bir arpa boyundan fazla yol alamadığımızı tartışmaya açmayacağım.

Başka bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum bugün.

Bilmem, çocuk suçları alanında dünya şampiyonluğuna göz diktiğimizin farkında mısınız?

Artış hızında şimdiden birinciyiz zaten.

TBMM Çocuklar ve Gençler Arasında Artan Şiddet Eğilimlerini Araştırma Komisyonu adına çalışmalar yapan Prof. Adem Solak şöyle diyordu geçen gün: �Amerika�da çocuk suçlarında artış hızı yüzde onlarda. Dünya ortalaması yüzde 20�nin altında seyrediyor. Ülkemizdeyse bu hız yüzde 40�ı aşmak üzere!� (Aktüel Dergisi, sayı 144)

***

Okuyup titreyelim; belki kendimize gelir, üzerinde düşünmeye başlarız diye bir daha yazıyorum.

Ülkemizde çocuk suçlarında artış hızı yüzde 40�larda...

Devamı var...

Prof. Adem Solak�ın çalışmaları gösteriyor ki; İzmir, Aydın, Manisa, Bursa, Balıkesir gibi bazı illerde çocuk suçlarında artış hızı yüzde 200!

Toplumda alarm zilleri çalıyor mu peki?

Kurumlar buna göre yeni örgütlenmeler gerçekleştiriyor mu?

Hayır!

TBMM Araştırma Komisyonu�nun 30 bin öğrenci üzerinde yaptığı araştırmanın ortaya koyduğu tabloya ne dersiniz?

Öğrencilerin yüzde 35.5�i fiziksel, yüzde 48.7�si sözel, yüzde 26.6�sı duygusal ve yüzde 11.7�si cinsel şiddet uyguluyor.

***

Ne kırılan bütün kolları yen içinde tutmaya çalışan �muhafazakâr�lar ne de çalımlarından geçilmeyen �çağdaş�lar aile kurumuna laf ettiriyor.

Ama gerçek çok acı!

Ailelerimizin çocuklarına bakışı ve davranışı dö-kü-lü-yor!..

Daha doğrusu bizim �aile� dediğimiz şeyin kendisi, ne kadar aileyse artık, dökülüyor!

Bugün hangi üniversite, hangi araştırma kurumu bu konu üzerinde çalışsa, ailelerinden şiddet gördüğünü söyleyen çocuk ve gençlerin oranı ortalama yüzde 65�i, hatta daha yukarıları buluyor.

Çok yüksek bir rakam bu!

Bu toplumda �problemleri çözerse şiddet çözer� bilincinin yerleşmesinde en büyük etken aile!

Ama hangi anne babaya bunu kabul ettirebilirsiniz.

Hatta hangi siyasetçiye?

Onlar ille de şiddetin suçlusu aranacaksa birbirlerini ya da medyayı, bilgisayarı vesaireyi suçlamayı tercih ediyor.

Oysa bu gerçekle yüzleşmek zorundayız. Mutlaka!

***

Bir de okul var tabii...

Okullar!

Birkaç ay önce bir tanıdığımın ilköğretim öğrencisi oğlu İstiklal Marşı�nı düzgün okuyamadı diye kulağını çeke çeke uzatan öğretmenler ve benzerleri var.

Alevi çocuğu tekme tokat sınıftan atacak kadar insanlıktan yoksun Din ve Ahlak dersi öğretmenlerinin; saçına papatya toka takmış kız öğrenciyi çekiştire çekiştire sınıfından çıkartan; lapa lapa kar yağarken �öğrenci üşümez� diyerek onları bahçede bekleten müdürlerin bulunduğu okullar var.

Gündelik hayat dertleri boyunu aşmış öğretmenlerin haylazlıkları gemi azıya almış öğrencilerle başedemediği okullar!

Sevgisizliği, adaletsizliği, beş para etmez konularda rekabet duygusunu kurumlaştıran okullar!

Ne çıkar bu okullardan?

İyilik, güzellik mi?

Prof. Adem Solak, �Çocuklarımız kum taneleri gibi avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor� diyor Aktüel muhabirine.

Benim merak ettiğim de şu: Bütün bunların bir parçasının olsun farkında mıyız?

Umurumuzda mı?



***



Kısa bir ara

Çoğu zaman seyahatteyken de yazılarıma devam ediyorum, biliyorsunuz. Ama bazı seyahatler var ki, bunu yapmak hem yaşadıklarıma hem de yazılarıma haksızlık etmek olur!

O yüzden çok kısa bir ara veriyorum.

Görüşmek üzere.
  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (0 posted)

.