Stattaki Aslan, Hayvanat Bahçeleri ve Biz...

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 0 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Ali Sami Yen’e aslan getirmek Yiğit Şardan ve Adnan Polat’ın fikriymiş...
Galatasaray Başkanı Polat’ın bunu açıklamasına memnun oldum. Çünkü böyle garabetler hep yöneticilerin başının altından çıkar ama kamuoyu tarafından haksız yere taraftara mal edilir.
Oysa hangi taraftar kulakları sağır eden gürültünün ortasında, meşaleler yanarken, lazer hüzmeleri sahayı boydan boya tararken dehşete kapılmış bir hayvancıkla kendini özdeşleştirir?
Üstelik bilmez mi hiç Galatasaray taraftarı gönlünde yatan aslanla o daracık kafes içinde sahada dolaştırılan aslan arasında bir benzerlik olmadığını?
Acımaz mı ona?
Kendisi şampiyonluk sevinciyle coşup oynarken hayvanın çıldırmış gibi kafesine saldırmasına bakıp içi burkulmaz mı?

***Galatasaray Kulübü kendisini hep “çağdaş” ve “Batılı” değerlerin temsilcisi olarak görür, öyle tanıtır.
Ama zaman değişti, dünya eski dünya değil!
“Ben çağdaşım” demekle, Lise’de okumakla falan çağdaş olunmuyor artık!
Bir takım güncel siyasal kamplaşmalara maydanoz olup tavır belirlemekle de insan kendi başına çağdaş olamıyor.
Kılık kıyafet, ekonomik refah, popüler kültür ortaklıkları da insanın çağdaş değerlere sahip olması anlamına gelmiyor.
Bugün artık gelişmiş ülkelerde hayvanat bahçelerinin varlığının doğru olup olmadığı tartışılmaya başlandı.
Ama işe bakın ki, bizim “çağdaşlar” kafeste aslan dolaştırıyor!

***Hayvanat bahçesi dedim de...
Fırsat bulduğumda hayvanat bahçesine gitmeyi sevenlerdenim.
İnsan yavru gergedan görüp heyecanlanma imkânını başka nerede bulur? Başka nerede bir boa yılanını uzun uzun seyredilebilir, o garip estetiğe ve ihtişama tanık olunur?
Bir keresinde camekânın bir yanında kaplan, bir yanında ben, yarım saat birbirimize bakıp durmuştuk! İlahi “sanat”ın vahşi başyapıtı karşısında hipnotize olmuştum.
Hem hayvanat bahçelerinde yalnız hayvanları değil, çocukları görmek de ayrı bir sevinç ve keyiftir. Nasıl saf bir merakın coşkusu sarar çocukları orada!
Yine de en iyi hayvanat bahçesi bile problemlidir. Eğer hayvanlara sorabilseydik hangisi isterdi oraya kapatılmayı?
Belki bir tek o aslan!
“Statta dolaştırılmaktansa beni bir hayvanat bahçesine bırakın, daha iyi” derdi.

***İtiraf edelim ki, bir hayvanat bahçesinin en renkli ve kalabalık alanları maymunların bulunduğu yerdir.
Doğrudan gorillerin kederli gözlerinin içine bakmazsanız, orangutanlarla insanlar arasında münasebetsiz benzerlikler kurmazsanız, eğlenirsiniz.
Ama sonra tuhaf bir hüzün çöker içinize!
İşte o hüzün en şık, en ferah hayvanat bahçesinde bile varolan “yanlışlığın” hüznüdür.
Bunu en güzel Alain de Botton anlatır.
“Kendimi Holiday Inn’in odalarına benzeyen bir kafese kapatılmış olarak düşündüm. Bir kapak açılıyor ve günde üç öğün yemeğim geliyor, televizyon izlemekten başka yapacak bir şeyim yok. Etrafımda bir grup zürafa toplanmış bana bakıp kıkırdıyorlar, beni kameraya çekiyorlar; kocaman dondurmalarını yalarken birbirlerine boyumun ne kadar kısa olduğunu söyleyip dalgalarını geçiyorlar!”
  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (0 posted)

.