Çocukluğumun Akşam Gezmesi Aşkları

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 15 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Dolu dolu geçen günün ardından hane halkı akşam sofrasında toplanır. Erkekler yorgundur. Kadınlar da. Tabii akşama kadar sokağın basmadık tek bir noktasını bırakmayan çocuklar da.

Tarhana çorbasına doğranan, sokağın fırınında pişirilmiş ekmeklerin kıyı dilimlerine kaşıklar sallanırken sadece çocukların şen ve bilmiş konuşmaları duyulur odanın içinde. Evdeki tek yaşam belirtisi bu konuşmalar ve ardından gelen büyüklerin gülüşmeleridir. Kah kafasında açılan yeni bir deliğin hikayesini anlatır çocuklar, kah kasabanın deresinde kaç kulaç yüzebildiğini. Yemeğin sonunda sofraya konan ahlat, armut ya da erik hoşafını eline alır çocuk ve tasıyla diker kafasına. Şükür ederek kalkar sofradan ve az sonra gidilecek akşam gezmesinin heyecanıyla sabırsızca ayakta beklemeye başlar.

Bir akraba ya da yakın aile dostuna gezmeye gidilecektir ve orada muhakkak çocuğu bekleyen bir ev kızı, bir sevgili vardır. Sevgili, beklemektedir çocuğu bir an önce gelsin diye.

Çıkılır sokağa ve annesinin elinden kurtulan çocuk koşarak kaybolur akşamın karanlığında. Sevgilinin evinin önüne kadar sürer bu koşu. Arkada kalanlar gelene kadar bekler çocuk ışığı yanan pencerelere bakarak. Belki bir çift göz görme umuduyla. Kapı çalınır. Habersiz gelinmiştir.

Her kapı, her zaman, herkese açıktır ve haber vermeden gidilebilir bu akşam gezmelerine. Eğer gidilen evde kimse yoksa oraya en yakın bir başka dostun kapısı çalınır. Çocuk için fark etmez. Çünkü gidilecek her evde onu bekleyen bir sevgili vardır.

Büyük bir sürpriz olur bu habersiz ziyaretler. Kapıyı o açar. Tüm endamıyla, tüm güzelliğiyle, tüm utangaçlığıyla. Onu gören çocuk annesinin arkasına saklanır utancından. İçeri girdiklerinde çocuğa herkes sarılır, öper. Tabii ki o da. Nasıl mutludur çocuk, nasıl heyecanlı. Çocuk için bir “yavuklu”dur o; bir “sevgili”dir.

Oturur çocuk bir kenara ve büyüklerin saatlerce süren muhabbetlerini duymaz. Onu seyreder hayranlıkla. Konuşmalarını, hareketlerini, çay dağıtmasını, elma soymasını… Onun demlediği ve çocuğa özel hazırladığı ılık paşa çayından içmek, soyduğu elmadan ve patlattığı mısırdan yemek yok mu? Dünyada bunun üzerine tat bilmez çocuk.

Çocuk yüreğiyle aşıktır ona, sahiplenmiştir. Bunu bilen büyüklerde çocuğu heveslendirirler ve ileride olacak düğünden söz ederler ballandıra ballandıra. Kız, çocuğa gülümser bu esnada. Kız varacaktır çocuğa, öyle söylemektedir, o da çocuğa “yavuklum” demektedir. Çocuk aşıktır, sevdalıdır; çocuk yüreğiyle ve temiz bir duyguyla. Başka bir yerde sohbeti geçse hemen müdahale eder çocuk, o benim yavuklum diye; ben onu alacağım diye.

Zaman ilerler ve gün geceye doğru devrilir. Akşam gezmesinin sonu gelir. Sevgiliye veda zamanıdır. Çocuk mahcup bir edayla yanaklarını uzatır ve kız öper onu. En son çocuk çıkar kapıdan ve geri dönüp defalarca el sallar kapıdan ona bakan kıza. Koşarak, uçarak gelen çocuk annesinin elinden tutar, mahzun ve boynu bükük geri döner. Bu ayrılık dokunur ona. Eve varır varmaz yatar ve uykuya dalar çocuk, yanağındaki öpücüğün verdiği mutluluk ve gözündeki el sallayan sevgilinin hayaliyle.

Günler günleri, aylar ayları kovalar. Kara haber gelir çocuğa. Yavuklusu nişanlanmıştır. Onu ellere vermişlerdir. Ama nasıl olur? Kız onun yavuklusudur; yakında düğünleri olacaktır; kız dahil herkes bilmektedir bunu. Ama gerçektir bu, kız nişanlanmıştır. Kızı nişanladıkları oğlana büyük bir öfke duyar çocuk ve bu öfkeyi yıllarca içinde taşıyacaktır. Dünyası yıkılmıştır. “Ben sevdim eller aldı” türküleri çığırır sessiz ve derinden ama duyan yoktur onu. Sevgilisini elinden almışlardır ve daha önce kendisine düğün sözleri veren büyükler sanki böyle bir şey yokmuş gibi davranmaktadır.

Kız, çocuğun ablasının akranıdır ama olsun, gönül bu, söz vermişlerdir çocuğa ‘bu kız senin’ diye; söz vermiştir kız ‘ben sana varacağım’ diye. Kendisinden büyük de olsa aşık olmuştur ve şimdi bunun acısını yaşamaktadır. Ona söz veren büyüklere sessiz isyanlar eder çocuk. Ama nafile. Duyan yoktur feryadını. Gözyaşlarını içine akıtır ve unutur çocuk.

Unutmalıdır. Çünkü bir başka akşam gezmesine gidilen, bir başka evde, bir başka sevgili onu beklemektedir. O kız da büyüktür ama herkes yakında yapılacak düğünden bahsetmektedir. Tüm umudu odur şimdi ve o kız, çocuğun yavuklusudur; kız çocuğa varacağını söylemektedir.

Çocuğun akşam gezmesi aşkları böyledir ve bu aşklar hiç bitmeyecektir.

 

muratsali@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (2 posted)

  • Yorumlayan nurefshan, 22 Mart, 2008 21:14:02
    ben aksam gezmelerınde asık olunan oldum hep.sımdı görebılıyorum nısanlandıgımda yavuklularımın neler hıssettıgını.Ama ben o kadar mukemmel bır ınsanla nısanlandımkı emınım ki benım mutlulugumu gördüklerınde benı affedeceklerdır.kalemıne saglık...
  • Yorumlayan meh_hocaihl, 18 Mart, 2008 11:41:05
    salakça gündemlerin peşinden yetişmeye çalışmak için yazan bir sürü 'gezer' terlikliye inat, çocukluğun safiyetini vizyona koyan murat'a selam.

.