Gazze'de Filler Güreşirken.. HABER ANALİZ

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 0 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

İsrail, son Gazze operasyonuyla en ciddi kıyımlardan birine imza atarken olayların perde arkasında neler var, bölgede nasıl bir güç mücadelesi yaşanıyor? Ve dünyanın en büyük açık hapishanesi Gazze’de yaşananlara Filistinlilerin bakışı...

‘Herkes Filistin üzerinden bir çıkar elde etmeye çalışıyor. Bir yandan Amerika ve Avrupa, diğer yandan Araplar. Fakat beni en çok üzen ise Arapların sürekli olarak Filistin için toplanmaları; ama hiçbir mantıklı adım atmamaları. Tek yaptıkları kınamak. Filistin sorunu kınamakla çözülmez. Ancak bu toplantılarla kendi kamuoylarını dizginliyorlar.” diyor Kahire’de yaşayan Gazzeli diş doktoru Hıdır Huveydi.

Arap sokakları İsrail’in önceki hafta Gazze’ye gerçekleştirdiği ve 120’den fazla kişiyi öldürdüğü saldırıları karşısında çaresiz. El Cezire televizyonunda İsrail saldırıları sonucu bebeğini kaybeden annenin haykırışlarını gözyaşları içinde izleyen Mısırlı öğretmen Eymen Abdullah da (28) Arapların izlediği politikaya ateş püskürüyor: “Gazze’de kardeşlerimiz katledilirken, hiçbir Arap ülkesinde gösteri yapılmasına bile izin verilmiyor. Ve Arap liderler çıkıp insanların gözünün içine bakarak İsrail’i kınadıklarını belirtiyorlar. Peki İsrail’in cesaret alarak insanları katlettiği ABD’ye karşı neden hiçbir söz edilmiyor? Neden İsrail’i cesaretlendiren Amerika ve Batılılar, gelip rahatlıkla Arapların kaynaklarını sömürebiliyor?”

1980’li yıllardan sonraki en kanlı eylemlerini gerçekleştirerek çoğu çocuk, bebek ve sivil 60’tan fazla Gazzeliyi öldüren İsrail, bu operasyonların Gazze’den fırlatılan roket ve füzeleri susturmaya yönelik olduğunu öne sürüyor. Ve İsrail Başbakanı Ehud Olmert, dünyaya meydan okurcasına, kimsenin kendilerine ahlâk dersi veremeyeceğini, operasyonların süreceğini ilan ediyor.

ARKA PLANDA NELER YAŞANIYOR?

Peki geçen yıl kasım ayında büyük ümitlerle yapılan Annapolis Barış Konferansı sonrasına denk gelen tüm bu çatışmalar neyin göstergesi? Uluslararası insani yardım kuruluşlarına göre Gazze’nin 1967 yılındaki işgalinden bile daha büyük bir felaket niteliği taşıyan bu son gelişmelerin perde arkasında neler var?

Bu sorunun İsrail ve Filistin tarafında farklı iki cevabı bulunuyor. İsrail’i bu kadar saldırganlaştıran gelişmelerin başında şüphesiz İsrail kabinesinde meydana gelen çalkantı ve çatlaklar önemli bir rol oynuyor.

İsrail açısından bu sorunun ikinci bir cevabı da Annapolis’te atıfta bulunulan ve Bush yönetiminin yıl sonuna kadar kurulmasını vadeettiği bağımsız Filistin devletinin kuruluşunu olabildiğince geciktirmek ve sorunu belirsizliğe sürüklemek. Her ne kadar İsrail sürekli olarak bağımsız bir Filistin devletini desteklediğini açıklasa da pratikte kendisini bekleyen çözümü zor sorunlar bulunuyor.

FİLİSTİN SINIRLARINI KÜÇÜLTMEK

Bunların başında Kudüs’ün statüsü ve ikincisi de Filistin dışında yaşayan sayıları iki milyonu bulan Filistinli mültecilerin durumu var. Bu iki soruna çözüm bulunmadıkça bağımsız bir Filistin devleti sadece sözde kalmaya mahkum.

Üçüncü muhtemel cevap ise İsrail’in gerçekleştirmek istediği öne sürülen Gazze’nin Filistin’in diğer bölgeleriyle bağlantısını kesmek ve muhtemel bir Filistin devletinin sınırlarını küçültmek. Her ne kadar bu bir iddia da olsa ve İsrail tarafından reddedilse de, İsrail’in izlediği politikalar bu yöndeki iddiaları güçlendiriyor.

Ocak ayında Mısır’la Gazze arasındaki duvarı yıkarak 1,5 milyon nüfuslu Gazze’nin yarısının Mısır’a geçmesini sağlayan Hamas’a sert tepki göstermeyen İsrail, aslında bu gelişmenin de önünü açmıştı. Bölgeye her türlü yardım malzemesinin girişini yasaklayan İsrail, Gazze’nin elektriğini ve yakıtını da kesmiş, bu da Hamas’ın duvarı yıkarak halkın ihtiyaçlarını Mısır’dan sağlamasına sebep olmuştu.

Hamas ve Mısır’ın İsrail’in tuzağına düştüğünü öne süren pek çok Arap yorumcu İsrail’in bu şekilde Gazze’yi Mısır’ın kucağına ittiğini yazmıştı. Gazze 1967’den önce Mısır’ın kontrolü altında bulunuyordu.

Gazze’den fırlatılan roketlerden şikayet eden İsrail’in, Mısır’ın “Sina’da daha fazla güvenlik birimi bulundurmama izin verilsin, ben de Gazze’ye giren silahları kontrol edeyim.” mealindeki taleplerine sürekli olarak yüz çevirmesi de kafalarda soru işareti oluşturuyor. Gazze’nin üç yanını kuşatan İsrail, havadan ve denizden de bölgeye tüm giriş çıkışları kontrol ediyor.

Mısır, 1979 tarihli Camp David Anlaşması’na göre 1982 yılında İsrail’den geri aldığı Sina Yarımadası’nda çok hafif güvenlik birimleri bulundurabiliyor ve sınırda da ancak 750 asker konuşlandırabiliyor. Bu da Mısır ve Gazze arasındaki 12 km, Mısır ve İsrail arasındaki 140 km’lik sınırın kontrolünü neredeyse imkânsız hâle getiriyor.

HAMAS-EL FETİH MÜCADELESİ

Meselenin Filistin tarafını ilgilendiren boyutu ise daha karmaşık. 2005 yılındaki seçimlerle bir yandan legal duruma gelerek Filistin genelinde iktidarı ele geçiren Hamas’la Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın partisi El Fetih arasında büyük bir güç mücadelesi yaşanıyor.

Hamas en büyük gücünü Gazze’den almasına rağmen, Batı Şeria’nın pek çok kentinde de El Fetih’ten daha büyük bir popülariteye sahip. Fakat son dönemde ABD ve İsrail’in uyguladığı ekonomik ablukaya karşı bir çözüm üretemeyen Hamas’ın etkinliğini yitirme kaygısı, örgütü daha saldırgan bir politika izlemeye itiyor.

Hamas, 2005’te iktidara geldiğinde öncelikle Gazze’den İsrail topraklarına fırlatılan füzelerin önünü kesebilmek için İslami Cihad başta olmak üzere tüm örgütleri bir araya getirmiş ve bu örgütleri kontrol altına almaya çalışmıştı.

Ancak son aylarda Hamas’ın fırlatılan roketleri bizzat yönlendirmesi, örgütün El Fetih ve son dönemde Gazze’de gittikçe güç kazanmaya başlayan İslami Cihad’a karşı üstünlüğünü koruma manevrası olarak yorumlanıyor.

Aslında Mahmud Abbas’ın lideri olduğu El Fetih’in popülaritesi her geçen gün daha da azalıyor. Özellikle de Abbas’ın İsrail’e angaje bir politika izlemesi ve Filistin sorunu konusunda herhangi bir çözüm üretememesi, Filistinliler arasında büyük hoşnutsuzluk meydana getiriyor.

Fakat aynı şekilde İsrail’in sürekli olarak Hamas’ı hedef alan politikalar üretmesi ve köşeye sıkıştırmaya çalışması bu örgütün de elini kolunu bağlıyor. Son kamuoyu yoklamalarında halen Hamas, El Fetih’ten daha popüler olmasına rağmen Filistinlilerin her iki örgüte gittikçe daha fazla mesafe koyması dikkat çekiyor.

‘HAMAS, KENDİ HALKINA ZULMEDİYOR’

Mısır’da geçici izinle yaşayan inşaat mühendisi Ahmet Şems, Filistinlilerin ya Hamas ya da El Fetih’i desteklemekten başka alternatifleri olmadığını, beğenmeseler de ikisinden birini tercih etmek zorunda olduklarını ifade ediyor. “Tabii ki Filistin’de pek çok örgüt ya da siyasi parti var; ancak onların büyük çoğunluğu ya kişisel merkezli, ya da halk arasında hiçbir tabana sahip olmayan parti ya da örgütler. Dolayısıyla Filistinlilerin geleceğine beğenelim ya da beğenmeyelim Hamas ve El Fetih daha uzun süre hükmedecek.” diyor Şems.

Şems’in Mısırlı arkadaşı şehir planlamacısı Eşref İzzettin göre ise Hamas izlediği politikalarla artık Filistin’in çıkarlarına hizmet etmiyor. Bıçak ya da süngüyle günümüzün teknolojik silahlarıyla baş edilemeyeceğini söyleyen İzzettin, Hamas’ın da elindeki etkisiz roket ve füzelerle İsrail’e zarar vermeye çalıştığını, aslında bu şekilde kendi halkına zulmettiğini ifade ediyor. İzzettin, “Hamas, roket fırlatarak İsrail’e zarar verdiğini mi düşünüyor yoksa rakibi olan diğer Filistinli gruplara mesaj vererek, ben halen ayaktayım demeye mi çalışıyor?” diye soruyor.

Üniversite öğrencisi Mona El Suveydi’ye göre de Hamas aslında İsrail’in ekmeğine yağ sürüyor. “İsrail’e fırlatılan roketler, onların dünyaya ‘bakın biz ne kadar haklıyız’ demelerini sağlıyor.” diyor El Süveydi. Diğer bir üniversite öğrencisi Sara Mahmut’a göre ise Hamas tamamen haklı. Ona göre Filistin’deki direniş bir şekilde canlı tutulmalı, yoksa halk bir süre sonra topraklarının işgal altında olduğunu bile unutacak.

ANLAŞAMAMAKTA ANLAŞAN ARAP BİRLİĞİ

İsrail ve Filistinli grupların açık ve gizli savaşı devam ederken, Arap ülkelerinin izlediği etkisiz ve sonuçsuz politikalar belki de İsrail’i cesaretlendiren unsurların başında geliyor. Perşembe günkü sayısında Abdulbari Atvan’ın “Soykırıma Arap cevabı” başlığıyla çıkan Londra merkezli El Kuds el Arabi gazetesi, bir gün önce Kahire’de yapılan Arap Birliği Dışişleri Bakanları olağanüstü toplantısıyla dalga geçiyor. Toplantıda yine kınamaların uçuştuğu; ancak elle tutulur hiçbir karara imza atılmadığı belirtilirken, en azından Arap ülkelerinden İsrail’i tanıyanların Tel Aviv’deki büyükelçilerini geri çekebilecekleri, bunu bile yapamadıkları ifade ediliyor.

22 üyeli Arap Birliği’nin son dönemde adının “anlaşamamakta anlaşanlar” olarak öne çıkmasının çok anlamlı olduğunu ifade eden emekli hâkim İssam Zeki ise şu ilginç tespitlerde bulunuyor: “Hangi Arap ülkesinin lideri halkının temsilcisi? Ama bunlar Arap ve İslam dünyasının en büyük sorunu olan Filistin konusunda çözüm üretmeye çalışıyorlar. Halkın temsilcisi olmayanlar çözüm üretebilir mi? Zaten çözüm olup olmaması onların umurunda değil ki! Onlar için Filistin sorunu kamuoyunu meşgul etme aracı.”

360 kilometrekarelik alanı (İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinin beşte biri) ile dünyanın en büyük açık hapishanesi olarak adlandırılan Gazze, stratejik olarak şüphesiz Filistin için çok büyük bir anlam ifade ediyor. Öncelikli olarak Batı Şeria’daki kentler gibi İsrail tarafından parçalara bölünmüş değil. Batı Şeria’daki tüm kentler arasında İsrail, kontrol noktaları oluşturarak hem buralardaki yerleşimcilerini korumaya hem de direnişin gücünü gkırmaya çalışıyor. Fakat Gazze ise hem denize kıyısı olması ve hem de 1,5 milyon nüfusun tek bir parça hâlinde birlikte yaşamasından dolayı Filistin’in geleceği için büyük öneme sahip.

 

NOT: Cumali ÖNAL'ın Aksiyon dergisindeki yazısından alınmıştır.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (0 posted)

.