Ergenekon'a Küfredenler

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 4 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Danıştay Saldırısı'ndan Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasına; Rahip Santoro Cinayeti'nden Hrant Dink Suikastı'na ve Malatya'daki misyoner cinayetine kadar Türkiye`nin gündemine oturan bütün olaylar Ergenekon çetesine dayandırıldı, Türkiye rahatladı.

***

“Gayrı Nizami Harp” tarzı eylemlerle Türkiye`de kaos ortamı oluşturarak darbe ortamına hazırlık yaptığı iddia edilen çeteye “Ergenekon” ismi verilmesinin tek nedeni çete üyelerinin ulusalcı isimlerden meydana gelmesi mi acaba? Yoksa birileri bir taşla birkaç kuş vurma peşinde mi?

***

ABD`nin AKP eliyle Türkiye`ye “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında Türkiye`ye ılımlı İslam`ı getirmek istediği tezi üzerinde düşünüldüğü zaman bu tezin karşısındaki en büyük engel Türklük-Milliyetçilik kavramları. Bir zamanlar Türklük değil Türkiyelilik tezini ortaya atarak büyük tepki toplayan AKP, şimdi çetelere Türklerin en önemli destanlarının ismini verdirerek ılımlı İslam`ın karşısındaki engelleri ortadan kaldırmaya mı çalışıyor?

***

Türk kavramını bir türlü içlerine sindiremeyenler şimdi, çetelere, terör örgütlerine Türk destanlarının isimlerini vererek vatandaşlarını Türklükten soğutmaya mı çalışıyor. Bu bir suç değil midir?

***

Hangi ulus ya da hangi ülke kendi destanlarını bir çete veya terör örgütüne verebilir ki? Başını JİTEM`in kurucusu Veli Küçük`ün çektiği iddia edilen oluşuma “Kuvayi Milliye” terör örgütü diyemeyenler çareyi çeteye bir Türk destanının ismini vermekte mi buldu?

***

Önce Müslüman sonra Türküz diyenler hatta Türk olmaya gerek de yok ümmet bize yeter mantığı ile hareket edenler Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından Orhan Pamuk ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'e de suikast düzenleyerek Türkiye'yi kaosa sürüklemeyi hedefleyen çeteye Ergenekon diyerek “işte Türk zihniyeti budur” mu demek istiyor? Peki şimdi Türkler Barbardır diyen Avrupalılardan ne farkımız kaldı?

***

Maksadımız çeteyi savunmak değil elbette. Benim derdim kavramlarla, isimlerle. Türkiye`nin bölünmesine hizmet eden her şahıs benim için vatan haininden başka bir şey değildir. Bunun adı vatanseverlik bile olsa.

***

Şimdiden çocuklarımızın ya da okumaktan yana muzdarip olan gençliğimizin Ergenekon`dan anladığı çete yada terörizm oldu. Amaç eğer buysa birileri amaçlarına ulaştı. Ama birileri asla Ergenekon`un "Büyük Türk Destanı”`ndan bir parça olduğunu asla unutmayacak, unutulmasına da asla izin vermeyecektir. Şimdilerde terör örgütü ve çete ile anılan Türk kavimlerinden Göktürkler'i mevzu alan “Ergenekon”`un destan kısmını biz bir kere daha hatırlatalım unutmak, unutturmak isteyenlere.

***

Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.

***

Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular. "Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler. Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar.Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler.

***

Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti.

*
Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım," dediler. Dağa doğru sürülerini alıp göç ettiler.

***

Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine bir yoldu ki, bir deve veya bir at güçlükle yürürdü. Ayağını yanlış bassa yuvarlanıp parça parça olurdu. Göktürkler'in vardıkları yerde akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, meyveler, ağaçlar ve avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler; yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye "Ergenekon" adını koydular.

***

İki Göktürk prensinin Ergenekon'da çocukları çoğaldı. Kayı Han'ın çok çocuğu oldu. Dokuz-Oğuz Han'ın daha az oldu. Çok yıllar bu iki Hanın çocukları Ergenekon'da kaldılar. Pek çoğaldılar.

***

Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki, Ergenekon'a sığışamaz oldular. Buna bir çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki, "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında her kim bize dost olursa, onunla görüşelim. Düşmanla vuruşalım".

***

Kurultay bu kararı alınca, Göktürkler, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar, bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki, "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verirdi". Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar.

***

Tanrı'nın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri Önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra Türk beyleri de böyle yapıp bu günü kutladılar.

***

Ergenekon'dan çıkınca, Göktürkler'in ulu hakanı Kayı Han soyundan Börteçine, bütün illere elçiler gönderdi; Göktürkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Göktürkler Ergenekon`dan çıktıktan sonra, eskisi gibi bütün iller Göktürkler'in buyruğu altına girer.

 

alkan.sinan@gmail.com 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (2 posted)

  • Yorumlayan göktürk, 24 Mart, 2008 16:54:53
    TANRI TÜRK`Ü ARSIZLARDAN KORUSUN...
  • Yorumlayan fatih kaan erdem, 22 Mart, 2008 12:43:47
    sis perdesinin ardındaki gerçek bu. Bir destanın ismi terör örgütüyle nasıl birleştirilir anlamak mümkün değil

.