Mutluluk Anları mı, Mutlu Bir Hayat mı?

Haberler

Arşiv

Sa. Ça. Pe. Cu. Cmt. Pzr. Pz.
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Haberlere abone ol

Haberler e-maile gelsin

Ayın Anketi: Terör

PKK Terörünün Bitmesi Mümkün mü?

  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu haberimizi beğendinizmi?

(Toplam 2 Oylar)
Yazı boyutunu değiştir : Decrease font Enlarge font
image

 

 

Bir gün mutlu olmak istiyorsan içki iç... Bir hafta mutlu olmak istiyorsan yolculuğa çık... Birkaç ay mutlu olmak istiyorsan evlen... Bir ömür mutlu olmak istiyorsan toprakla uğraş... Ama mutsuz olmaksa istediğin, çok kolay: İnsanlara yakın ol, onlarla ilgilen!�
Matrak, alaycı, inceden pesimist, görünüşte realist bir mutluluk tarifi ve önerisi olan bu sözün bir Uzak Doğu atasözü olduğu iddia edilir.
Aslında pek çaktırmadan önemli bir doğrunun altını çizer bu söz: �Mutlu olmak�la �mutlu bir ömür� sürdürmek aynı şey değildir.
Birincisi bazen anlık bir sarhoşluk ya da bir sürelik kaçıştır!
Ama ikincisi çok başkadır.

***

Anlamışsınızdır; bu cumartesi de mutluluktan söz açmak istiyorum.

Ama önce mutluluk üzerine geçen hafta yazdıklarıma gelen bir tepkiye değinmem gerek.
�Mutlu musunuz?� başlıklı yazımda filozofik bir mutluluk tarifi peşine düşmek yerine işin sosyolojik ve sosyal psikolojik yönlerine değinmiştim. (12. 04. 2008)
Mesela �para mutluluk getirir mi?� gibi çok yaygın bir merakın sosyolojik karşılığı var mı; acaba araştırmalar ne sonuç vermiş, onlardan söz etmiştim.
Anladım ki mutluluğa bu açıdan bakmaya, konunun bu açıdan üzerinde durmaya pek yanaşmıyoruz.
Aklımıza hep �mutlu anlar� geliyor.
�Şu an çok mutluyum� lafı önemli bizim için!
Ama �mutlu bir hayat� sürdürmek meselesine ve toplumsal mutluluğa biraz kayıtsızız.
Yoksa inançsız mıyız o konuda?
Acaba ülkemizde sağlıktan işe, eğitimden tatile pek çok alanda �kalite� ve istikrar yoksunluğunun karşımıza çıkmasının nedenleri arasında bu yaklaşımımızın bir payı var mıdır? Üzerinde durmaya değer!

***�Happiness: The Science Behind Your Smile� adlı kitabıyla dikkatleri üzerine çeken davranış bilimci Daniel Nettle anlamlı bir sınıflandırma yapmış.
O bizim �mutluluk bir andır; mutlu bir hayat bu anların bir tespih gibi ardı ardına dizilmesidir� dediğimiz kavrayışa �Mutlulukta birinci basamak� adını vermiş.
O �an�lar aslında neşe ve haz anları...
Bu, işin birinci basamağı. Psikoloji ve nörolojinin analiz alanı bu basamak.
Ama o kadar değil!
İkinci basamak, �tatmin duygusu ve iyi yaşam.�
Bu basamak hem psikoloji hem sosyoloji hem de kültürel-felsefi disiplinlerin analiz alanı.
Üçüncü basamağa ise �kişiliğin bütün potansiyelini kullanmaya çalışarak gelişip serpilme�siyle geçiliyor. Unutmamalı ki bireyin tek başına erişebileceği bir basamak olmaktan çok toplumsal kaliteyle ve kişinin kültürel formasyonuyla bağlantılı bir düzey bu.
Dolayısıyla analizi de kolay değil!
İşin içine hükümet politikalarından aileye; kişisel çabadan hayat öyküsüne kadar pek çok şey giriyor.

***Tabii mutluluğun sosyal zemini ve kültürel kavranışı öyle bir şey ki, üstünkörü yargılara izin vermiyor.
Düşünsenize...
Sorulduğunda �mutluyum� diyen Amerikalıların sayısı son zamanlardaki birçok ciddi araştırmada yüzde 88 ile yüzde 80 arasında çıktı.
Ama hangi modern düşünüre �günümüzde Amerikalı olmak mutlu bir insan olmak mıdır?� diye sorsanız, �yok canım; bu kadar korkan, refahını her an kaybedecekmiş gibi tedirgin yaşayan insanların mutlu olması mümkün mü?� diyecektir.
Hem madem öyle, neden bu kadar çok insan �mutluluk hapları�nın peşinde koşuyor; anksiyete veya depresyona karşı ilaçlar neden bu kadar çok rağbet görüyor?
Peki neden?
Belki de �mutluluk� kavramı ve modern toplumların �mutluluk takıntısı�nda bir problem var.
O da önümüzdeki haftaların yazı konusu olsun!
  • email Arkadaşına gönder
  • print Printer çıktısı
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yorumlar (0 posted)

.