Bir Köye Varmak Adı 'Karyağmaz' Olan...
Toprağı fazla terkediyoruz artık
Trenlerle otobüslerle otomobillerle
Yerden ayağını kesmiş uçaklar ve helikopterlerle
Özüne aykırı devinmelerle
...............
Bir köye varmak...Kentlerin pastörize ve artık çokça sahte hayatlarından, cafe çocuklarının fantastik şa’şalarından peslan (fesleğen) kokan hayatlara varmak...Dağların zikrini ve toprağın kokusunu vecd halinde seyre dalmak...
Kıvrım kıvrım yolları geçip, yüce dağları aşıp, tozun toprağın burun deliklerinizin diplerine kadar işlediği, çam kokularıyla karıştığı bir yolculuktan sonra ‘Dede Mezarı’na her varışımızda karşımıza çıkan o ihtişamlı fotoğraf, her yanıyla bizim olan fotoğrafımızdır. İçimizin gizli bir köşesinde her zaman hasretle sakladığımız bizim fotoğrafımızdır o aziz dostum. Şehre her dönüşümüzde bir yanımızı ‘taşralı’ kılan da odur.
‘Omca evler’; mütevâzi ve sade. Elektriğin henüz gelmediği yıllar ocakta yanan odunların ya da gaz lambalarının odaları aydınlattığı vakitler, ‘omca evlerin’ içini mistik bir havaya bürüdüğü derin anlar. Bu hava nereye gidersek gidelim hayatımız boyunca peşimizi bırakmayacaktır.
Çocukluğumuzun çıra kokan hatıralarıyla doludur bu evlerin her köşesi. Ne zahmetler ne çileler çekilmiştir bu evlerde. Ama yine kanaatkar yine razılıklar içre yaşanmıştır. “Öf” deseniz, “öyle dinmez yavrum ‘Allah’ dinir”, diyen ana-babalarımız, ebe ve dedelerimiz ‘ümmî’ bir uyarıcıdırlar hep bizim için. İmam Gazzâli’nin dediği ‘kocakarı imanı’na sahip, mü’min, mütevekkil, şekvâ ve şüpheden arınmış ‘ümmî’ uyarıcılar...âlim değil ama cahil de değil, ümmî...
Nice hikmet dolu insanlarımızla doludur bu topraklar. ‘Koca karı imanı’na sahip ‘TOPRAĞIN TUZU’ insanlardır onlar. Kendilerini hiçbir zaman vitrine çıkarmazlar, ‘sahnenin dışındakiler’dir onlar. Sessizlikler içre yaşar ve sessizlikler içre göçüp giderler dünyadan. Kaçımız biliyoruz ‘sessizlik içre yaşayıp gidenlerin kadrini’. Hangi tarihçi yazabiliyor sessizliklerin tarihini. Konuşmamaları tarih olan kadınların tarihini.
Modern çağda, biz modern insanların içinde hep bir köye varmak isteği varolagelmiştir. Doğup büyüdüğümüz topraklara geri dönmek duygusundan öte bir şeydir bu. Modern kentlerde parçalanmış geleneklerin, bozulmuş fıtratların her gün yüzümüze çarpması, bir ‘ince sızı’ olarak yüreğimize dokunmasıdır bunun kökeninde yatan neden.
“Orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür”. Bir köydür belki sosyolojik anlamda. Fakat bugünün kentlerinde göremediğimiz bir ‘şehirli duruşu’, her zaman içinde barındırmış bir köydür ‘Karyağmaz’. Uykularında peslan kokusu hiç eksilmeyen köy.
Sahi dostum kaçınızın ‘uykusu hâlâ peslan kokuyor’?




del.icio.us
Digg
Technorati
Yorumlar (1 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin