Haberler
Anket:Ergenekon
Ergenekon'un Terör Örgütü Olduğuna İnanıyor musunuz?
Ana Sayfa | Yazarlar | Mustafa Baki Efe | Kutsi Sezgin'i Dinlerken

Kutsi Sezgin'i Dinlerken

image

2005 Ramazan’ı idi. Yer Bursa Yeşil Türk-İslam Eserleri Müzesi bahçesi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Kültür-Sanat sorumlusu iken organize ettiğimiz bir konser programı.

Solist sanatçı rahmetli Bekir Sıtkı Sezgin’in oğlu olan Kültür Bakanlığı Bursa Devlet Klasik Türk Mûsikisi Korosu Şefi Kutsi Sezgin.

Bursa’da bulunması bana göre Bursa için bir şans. Ama sanat körü yerel Bursa’nın popülist yerel yöneticilerinde bunu anlayıp takdir edecek basiret nerde. Kereste tüccarı Hikmet Şahin mi anlayacak, hah. Anlamasını da beklemiyorum zaten. Anlamadığı belli ki, o gün konsere de gelmemişti zaten. Gitsin, çözgün müzikçi mi, özgün müzikçi mi her ne ise, Fatih Kısaparmak’ı dinlesin yahut Kraliçe ile fotoğraf çektirsin. Her ne ise benim asıl söylemek istediğim başka bir konu.

Kutsi Sezgin üstadımız o gün çok kıymetli sazende dostları ile bir konser icra ettiler. Hacı Arif Bey’in şarkılarından oluşan bir konser. Konserin adı:“Hacı Arif Bey’e Vefâ”. Kutsi Sezgin’e eşlik eden Sazendeler arasında kimler yok ki; Neyzen Yavuz Akalın, İstanbul Radyosundan Klasik Kemençe üstadı Şef Hasan Esen, Kanunî Taner Sayacıoğlu, Tanburî Murat Aydemir ve Türkiye’de adı unutulmuş, icra edeni kalmamış Şehrut sazının ilk ve tek icracısı Osman Kırlıkçı.

Nalan Bozdemir’in sanatçıları daveti ve anonsu ile başlıyor konser. 19. asrın bestekarlarından Hacı Arif Bey’in aşkın ızdıraplarıyla sessiz çılgın bir çalkantıda geçmiş hayatının portresi adeta resm-i geçit yapıyor fotoğraflar eşliğinde önünüzden.

Aradan 3 yıl geçmiş, konserin elimdeki video kayıtlarını izledim bugün uzun bir aradan sonra. Neyzen Kutsi Sezgin’in solo olarak okuduğu Hacı Arif Bey’in eserlerinden bir demetini bir kez daha dinledim.

Keşke hiç açmasaydım. Keşke kasetlerim arasında görmemiş olsaydım o konser videosunu. Dinlerken gözümün önünden kimler geldi, kimler geçti bir bilseniz.

Konservatuara başlayıp kendimi Klasik Türk Mûsikîsi içinde bulduğum günden beri izlemeye, takip etmeye ve icra etmeye çalışıyorum mûsikîmizi. Tutunduğum, icra etmeye çalıştığım yegane gönül dostum, gönül yoldaşım olan sazım Ney ile ünsiyet kurmaya çalışıyorum karınca kararınca mûsikîmizle.

Kutsi Sezgin’i dinlerken hayallerim, fikrim nerelere gitti, hangi hatıralar ikliminde dolaşıp geldi bir bilseniz. İnsanın derin bir hüzne garkolmaması elde mi. şu kısacık ömrümde son asrın mûsikîşinasları bir bir geçip gitti gözümün önünden.

İlk başta Bekir Sıtkı Sezgin üstadımızı hatırladım. 1996 Eylül’ünde kavuştu rahmet-i rahmana. Ardından Kani Karaca. O da göçtü yakın zamanda. Çinuçen Tanrıkorur o da gitti biz yaşarken. “Günümüzün Dede Efendisi” derdi Kütahyalı büyük ressam ve neyzen Ahmet Yakupoğlu,   Çinuçen Tanrıkorur için. Ve yakın zaman da Avni Anıl’ın da dünyadan göçmesine şahit olduk.

Hoş bir sadâ bırakıp gittiler arkalarında. Bir Bekir Sıtkı Sezgin, bir Kani Karaca, bir Cinuçen Tanrıkorur gibi bir devre damgasını vurmuş ve nice öğrenci yetiştirmiş böyle sanatçılar kaç yılda bir gelir ki. Bugün Alaaddin Yavaşça, Tanbûrî Necdet Yaşar,  Neyzen Niyazi Sayın gibi hala hayatta olan ve kıymetinin bilinmediğini düşündüğüm sanatçılar kaç yılda bir gelir.

Kutsi Bey’i dinlerken tekrar işte bunlar geldi hâtırıma.

Bu sanatkarların sesleri doldu yüreğime.

Şarkıları çınladı kulaklarımda.

Allah hepsine rahmet etsin.

Ahmet Yüksel Özemre’yi de kaybettik daha birkaç gün önce.

O da unutulmayacak insanlardan.

“Üsküdar’da Bir Atar Dükkanı” ile “Üsküdar ah Üsküdar” kitaplarını bir kez daha karıştırdım Ahmet Ağabey’in. Gıyaben tanıdığım Ahmet Ağabey’in, tanışamadan bu dünyadan ayrılışına bilseniz ne kadar üzgünüm. Ama eserleri ortada. Kitapları ortada. Belki teselliyi bu eserlerde bulacağız, kim bilir.

Evet işte böyle.

Kutsi Sezgin’inHacı Arif Bey’e Vefâ” konserini bir kez daha dinlerken yaşadıklarım.

Ebedi ayrılıklara dair hüzünlerim, ızdıraplarım, iç çekişlerim.

Umarım vefâsız olmayız bu ustalara karşı da.

Size  şiirlerle veda edeyim. İlki Rakım Erkutlu’nun uşşak bestelediği o muhteşem şarkının sözleriyle;

“Bana hiç yakışmıyor böyle intizar şimdi

Mâtemzede yanmışım hayat bir mezar şimdi”

Nerde kaldı o ahû, nerde lâlezâr şimdi

Mâtemzede yanmışım hayat bir mezar şimdi.”

 

İkincisi;

 

Gül hazin, sünbül perişan, bağzarın şevki yok.

 

Son olarak;

 

“Gün batar, kuşlar döner, dönmez bu yolda beklenen.

173 kez okundu

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment
Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:
  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
4.67
Powered by Vivvo CMS v4.0